| Motosiklet Eğitim Bölümü Sürüş Teknikleri, Kullanım Kolaylıkları, Püf Noktaları... |
MERHABA ZİYARETÇİ
DOYA DOYA HİÇ BİR ENGEL OLMADAN WwW.Motosiklet Club.CoM , Moto, Motosiklet, Motorsiklet, Motor, SİTEMİZİ GEZMEK İSTİYORSAN. 1 DK AYIRARAK BURADAN KAYIT OL! DERSENKİ BENİM KAYDIM VAR GİRİŞ YAPARAK GEZİNTİNE DEVAM EDEBİLİRSİN VE BÜTÜN RESİMLERİ VE LİNKLERİ GÖREBİLİRSİN. BURADAN KAYIT OL!
İYİ GEZİNTİLER...
|
 |
|
10-10-2006, 03:14
|
|
|
Misafir
|
Motosiklet Teorisi
Çok değerli motorcu abimiz Reşat"DD"Arbaş'ın web sitesinden motosiklet'le alakalı çok faydalı yazısını buyrun okuyun...
Hatta 1 kere okumayın!Defalarca okuyup ondan sonra gaz açın...
Motosiklete Giriş:
"Uzun suredir motosiklete yeni baslayan, baslayacak olanlardan gelen sorular ve bu konudaki kapsamli bilgiye ulasimin son derece kisitli olmasi beni dusunduruyor, uzuyordu. Sonunda bu konuya el atmaya kara verdim ve "Motosiklete Giris" baslikli bir yazi dosenmeye karar verdim. Begenmeniz ve ise yaramasi umuduyla...
Yeni motorculara…Bir suredir “Motosiklet Teorisi” adi altinda derledigim bir yazi dizisi surdurdugumu biliyorsunuz. Bu dizinin amaci yeni baslayanlari bu dunyanin teorisi, felsefesi, ve boyutlariyla tanistirmak oldugu gibi tecrubeli, bilgili motosiklet suruculerini de pratik dunyanin disindaki evrene tasimakti. Biliyorsunuz dizi suruyor, karsilikli yazismalar ve bilgi alis verisi ile dahada zenginlesip serpiliyor…ancak bu arada motorla yeni tanisanlar, heveslenenler, hic motora binmemis ve bu maceraya atilmak isteyenler de var aramizda. Sayilari azimsanmayacak boyutta ve aslinda Teori yazilarina oldukca da ilgi gosteriyorlar.
Dolayisi ile yeni bir konuya girmem gerekiyor, ki oldukca cetrefilli, “Motosiklete Giris” diyorum buna. Burada bu ise nasil baslamak lazim, neler yapilmali, antreman teknikleri konularina sadece kisaca deginecegim ve yeni baslayanlarin ozellikle “Motosiklet Teorisi”nin yayinlanmis butun bolumlerini okumalarini, anlamalarini, anlasilmayan seyleri sormalarini, ve devamini takip etmelerini isteyecegim.
Nasil baslanir? Motosiklet bir gun ansizin insanin kanina giriverir ve kendinizi gelip gecen motorlara bakarken, dergilerde resimlerini karistirirken, TV de yarislarini izlerken bulursunuz…bu sihirli ani hic bir zaman hatirlayamazsiniz, hatirladiginiz anda daha eski bir ani canlanacaktir zihninizde motosiklet aski ile ilgili.
Bu aska malup dustunuz ve artik bir motosiklete atlayip kanatsiz bir ucusa gecme, yuvadan, kafesten cikma arzusu ile yanip tutusuyorsaniz pek iflah etme sansiniz yoktur. Illaki bu dunyaya duseceksiniz. Bizlerde elinizden tutmaya calisacagiz dilimiz dondukce. “Biz” diyorum cunku yeni motorcularin elinden tutmak tum motosiklet camiasina dusen bir gorev.
Once bazi kavramlar ustunde duracagim, ki birincisi bunun bir “Spor” oldugudur. Yani hic bilmeden sahaya cikip tenis, beyzbol oynayabilirmisiniz? Kurallarini incelemeden, felsefesini bilmeden Yagli gures, Aikido, yada Judo minderine cikabilirmisiniz? Tabii ki hayir. Bu sporun en egzantrik tarafi bir sahasi, minderi olmayisi ve olayin spor bilinciyle uzaktan yakindan ilgisi olmayan diger insanlar arasinda gecmesidir ki biz bu ortama “trafik” diyoruz.
İkincisi ogrenme egrisinin gosterdigi dalgalanmalardir. Baslangicta cok zor gibi gelir, sonra cok kolaylasiverir birden, sonra zorlasir ve boyle bir zikzak gider ta ki duz bir cizgiye ulasana kadar. Ve hic bitmez. Bugun en usta suruculer bile hala bir taraftan motosiklet kullanmasini ogreniyor, hic supheniz olmasin. Ve bu sizi korkutmasin, bu sporun en guzel tarafidir.
Ucuncusu, motosiklet surusunun bir “mucadele” olusudur. Fizik kurallariyla, kendi vucut ve zihninizin sinirlariyla, ogrenme ve motor kaabiliyetinizle(*), makineyle, tum anlamiyla cevre ile ve doga kosullariyla mucadele.
(*) “Motor kaabiliyeti” insan psikolojisi ve tip ta kullanilan bir tabir. Sahip oldugunuz bilgiyi mekanik bir duzenege uygulayabilme yeteneginizdir. Paten, Ucak, Bisiklet, Kayak, Otomobil vb. Araclari kullanabilmek icin bu “ham” yetenege sahip olmaniz ve usanmadan tekrarlayip gelistirmeniz gerekir.
Dorduncusu ise “genc” ve fiziksel-mental olarak tam saglikli olmaniz gerekliligidir. Genclik goreli bir kavram dogal olarak, ben 25 yasinda ihtiyarlar ve 75 yasinda gencler taniyorum. Motosiklete baslamak icin asgari yas siniri diye bir sey yoktur.
Baslamadan once gerekli olan seylere gelelim.
Bisiklete binmesini bilmeniz gerekiyor…Otomobil kullanmasini da bilmeniz gerekiyor. Bu yanlizca benim kanaatim degil tabii, ABD de ve batili bir cok ulkede ciddi motosiklet okullarinin hicbirine bisiklete binmeyi bilmeyeni ve otomobil ehliyeti olmayani almazlar.
Bisiklet motosikletin anası, otomobil de babasıdır. Ailesi ile iyi bir dostluk kurmadan kizlari (yada ogullari) ile nisanlanmayi aklinizdan bile gecirmeyin.
Bununla birlikte sunu da bilin ki motosiklet “motorlu bisiklet” degil “iki tekerlekli otomobil” dir. Yani bisiklet VE otomobil kullanmasini bilmek bu seytan icadini kullanabilmeniz icin yeterli degildir, tamamen yeni bir dunya ile karsi karsiyasiniz.
O zaman sira geldi bir motosiklet secmeye…
“Motosiklet Teorisi” dizisini okumakta iseniz, bu isin mekanigi hakkinda epey bilgi sahibi olmussunuzdur. Motosiklet, kendi basina ayakta duramayan, eksik bir makinedir. Onun tamamlayici parcasi sizsiniz. Ikiniz ortak tek bir makine olusturursunuz. Otomobil tecrubesinden tamamen farklidir. Otomobildeki sesini bile duymadiginiz, cok merakli degilseniz nerede nasil calistigindan haberiniz olmayan makine burada bacaklarinizin arasindadir. Ici agzina kadar benzin dolu bir tank dizleriniz arasinda, on tekerlege bagli tamamen ortada bir mekanizma ellerinizdedir. Bir yandan vites degistirmek, arka ve on freni zamaninda ve uygun basincta kullanmak, bir yandan da maalesef dumduz ufuktan ufka uzanan yollar henuz insa edilmedigi icin saga sola donmek zorundasiniz.
İste mucadele daha burada, mental duzeyde baslar. Daha baska mucadeleye ihtiyaciniz varmi? Cevabiniz “evet” ise hemen gidip 250cc ustunde kocaman gosterisli bir motor secin...hele “olume meydan okuma” gibi bir merakiniz varda pahali bir intihar planliyorsaniz 600cc den baslayan “super sport” bir motosiklet sizin icin bicilmis kaftandir.
Bunlari sizi ürkütmek için ozellikle yaziyorum, su katılmadık gerçekler.
İlk sececegimiz motosiklet herseyden once hafif olmalidir, kivrak olmalidir.
Boyu posu size uygun olmalidir. Bunlari nasil anlayabiliriz; soyle. Motora oturun,
Hop bir dakka bir dakka…motora nasil oturulacagini anlatmadimki, degilmi? Anlatayim...
Motor yan destekte olmalidir…orta destekte ise, bilen birine soyleyin indirsin. Motorun sol yanina yanasin, uzanip elciklerden tutun ve sag elcikteki levyeyi (on fren) dort parmaginizla sIkIn. Simdi dikkat, ozellikle motor biraz yuksekse motora sag bacak atilarak Malkacoglu gibi binilmez. Seleyi varsa yan cantalari, arka stop lambasini filan cizebilir, hatta kirabilirsiniz. Soyleki, sag ayaginizin topugu kiciniza degecek gibi dizinizi bukun. Simdi “Dizinizle” binin. Ayaklarinizi yere basin, motor duz bir yerde tabii ve freni birakin..istediginiz kadar siritabilirsiniz.
Bindiniz…her iki ayaginizin tabani yere tam basiyormu? Basmiyorsa aynen inin…Basiyorsa iyi…(simdi motorun vitesi bosta olsun-tabii ki motor calismiyor) ayaklarinizin topugunu yerden kaldirmadan dizlerinizi acarak (yerden guc alip dizlerle iterek) motoru yavasca geriye itin. Bacaklariniz dumduz ileri uzanmis, ayak topuklariniz yerde olsun. Simdi yine dizlerinizi kirarak motoru one cekip baslangic pozisyonuna gelin. Bu hareketi dort bes defa tekrarlayin…kollarinizdan guc almadan, ikinip sIkilmadan rahatca yapabiliyorsaniz mesele yok. Boyu size uygun ve yeterince hafif demektir. Birden fazla motor varsa hepsinde deneyin, hengisinde en kolay yapabiliyorsaniz o sizin motorunuz olmaya aday adayidir..
Gelelim motorun hacmine, gucune…50cc den baslamak uzere butun motosikletler (scooter ler de dahil olmak uzere) size trafikte yetecek guc ve hizi saglayacak yetenektedir. O yuzden aman 50HP den asagi olmasin, bu 25 oburu 35 o zaman 35 HP alalim filan gibi bir kaygiya kapilmayin. Bu kaygi yarinin problemidir ve yarin sizden 10,000 km uzaktadir. Kaba bir olcutle, alacaginiz motosiklet 250 cc den buyuk olmamalidir. Bununla beraber 125 yada 250cc “baslangic motosikleti” degildir, tum omur boyu zevkle kullanabileceginiz, her isinizi gorebilecek bir makinedir.
Scooter (ornegin Vespa) da bir motosiklettir, ustelik otomatik vitesli ve kullanmasi ogrenmesi en kolay, en ucuz makinelerden biridir. Gunluk kullaniminiza uygun olabilecegini dusunuyorsaniz, hic endiselenmeden bir scooter edinip motor dunyasina kestirmeden girmeniz mumkundur.
Scooter yolunu secmedigimiz varsayip devam ediyoruz…
|
|
|
|
10-10-2006, 04:48
|
#21
|
|
Misafir
|
Motosiklet Teorisi #15, Sola Dönüş...
Baska aracin etken olmadigi, viraj alma hatasi sonucu meydana gelen motosiklet kazalarinin buyuk cogunlugu sola donerken oluyor. Cunku "Sola donmek, saga donmekten daha zordur!"..
Aslinda konuya biraz geriden baslayalim ve kontra teknigini hatirlayalim.Nasildi? Solu it sola don, sagi it saga don.kisaca tabii.
Simdi hemen bir deneyle yukarda yazdigim tezi curuteyim; oturdugunuz yerden sol elinizin iciyle onunuzdeki masayi itin.Ayni motordaki gibi on-kolunuz yere parallel, relaks bir tarzda. Kolayca gittigini goreceksiniz. Simdi, sag elinizi yumruk yapip, sanki gaz verir gibi bukerek, yumrugunuzla itin. Evet eliniz biraz aciyabilir ama hemen anlayacaksiniz ki sol kolun verdigi gucu veremiyorsunuz. Solu itmek daha kolay yani. Genis duz bir alana cikalim ve kontra teknigini hem saga hem sola deneyelim.saga donerken ayni zamanda gaz da verdigimiz icin bunun sola donusten biraz daha zor oldugunu gorursunuz.iste yukardaki tez ikinci kez curutulmus oldu...
Bir baska konu da viraj yaricapi ile ilgili. Bir virajin yaricapi ne kadar buyukse o viraji almak o kadar kolaydir degilmi? Yani aslinda dumduz bir yol yaricapi sonsuz bir daire parcasidir.Neyse lise ogretmenligi bir yana, diyecegim su ki sola donuslerde virajin yaricapi her zaman saga donusten daha buyuktur.Hoppalaa..mi.unutmayin saga donerken saginizda kaldirim, sola donerken solunuzda karsi / gelis seridi vardir.iste bu seridin eni kadar daha buyuktur yaricap. Ve iste ucuncu kez yukardaki iddia curutuldu.(Tabii pistlerden, tek seritli-yonlu yollar gibi ozel durumlardan bahsetmiyorum.) Yani sola donusun aslinda daha kolay olmasi icin butun sartlar hazirdir. Tabii bunlar hep laboratuar sartlari altinda, ve ucaktan bakinca...
Gecenlerde "kamber" yada Turkce "Kambur" diyebilcegimiz bir acidan bahsettiydim, biliyorsunuz yollarin ustu su tutmasin diye ortalari yuksek, kenarlari dusuk yapilir ki yagmur suyu yolda gollenmesin. Iste bu kamber acisi sag virajda motoru daha kolay ve guvenli yatirmanizi (motorun yatmasini) sagladigi gibi sol virajda ise tam aksi, viraj almayi dengesiz, ve guvensiz hale getiriverir. Ayni yaricaptaki sag ve sol viraji ayni maksimum hizda almaniz mumkun degildir. Sol virajda motor yere yapisiverir (lowsiding), dolayisi ile daha yavas girmeniz gerekir. Ama az once bahsettigim gibi sol virajlar her zaman sag virajlardan daha uzun yaricapli oldugu icin bu dezavantaj ortadan kalkar. Ama kamber acisi dezavantaji (buna "ters egim" de diyebilirsiniz) herzaman orada sizi beklemektedir.
Bir diger dezavantaj ise kamber acisinin minimum odugu yer olan iki seridin birlestigi yer, yani yolun (seridin degil) tam ortasindaki cizgiden kullanmak icgudusudur. Bu durum hem orta cizginin (plastik yada boya) kaygan olmasi (ozellikle yagista) ve hem de tekerlek sizin seritte olmasina ragmen yatis sebebi ile vucudunuzun karsi seride gecmis olmasi dolayisi ile gayet tehlikelidir. Bu yuzden once yolu ortalarsiniz, sonra bakarsiniz karsidan biri geliyor, hop biraz saga kayarsiniz, bu sefer kamber acisi yuzunden motor yatis acisi/gaz/denge dagilmaya baslar, yine ortaya gecer, yada gaz kesmek gibi yanlis birsey yapabilirsiniz, arkadaki araba sikistirir.cok rahatsiz edicidir yani. En tehlikesiz durumda bile virajda beceriksizce zig-zag lar cizer kendi kendinize soylenirsiniz.
Sola donusun bir dezavantaji daha vardir.o da viraj cikisini gorememektir. Nasil olur? Sag viraj daha kotu, agaclar, duvarlar vs. virajin cikisini kapatiyor diyebilirsiniz, dogrudur, ama sol virajda isin icine karsi serit girdigi icin virajin uzunlugunu kestirmek, ve daha da onemlisi gittikce daraliyormu-genisliyormu sorularina cevap bulmak yanibasinizda kaldirim veya yol dis cizgisi gibi saglam bir arkadas olmadigindan cok zordur.
Gordugunuz gibi sola donmek biraz daha zor.ne kadar mi? Batili okullarda ogrettiklerine gore %20 daha zor.bu figur bana birsey ifade etmiyor ama bilgi bilgidir, belki isinize yarardiye ekleyeyim dedim. Saga donmenin de kendine ozgu numaralari var, bir sonraki yazida ona deginecegim.
|
|
|
10-10-2006, 04:51
|
#22
|
|
Misafir
|
Motosiklet Teorisi #16, Sağa Dönüş...
"Evet “Sola Donus” konusunda epey birseyler yazdik cizdik, en azindan cogunluk tarafindan simdiye kadar hep ayni sanilan sola ve saga donusun ayni olmadigini, neden sola donuslerde zorlandigimizi,, neden daha cok kaza oldugunu idrak ettik beraberce…Maalesef yollar kapali daireler seklinde olmadigindan, bazen (!) saga da donmemiz de gerekir…: ) Hele yolunuzu kaybedip bir otoyol yoncasinda takildiysaniz sabaha kadar saga donebilirsiniz
Sola donuste anlattigim bir test fasli vardi, ve biliyorsunuz artik motoru laboratuar sartlarinda saga dondurmek, bir yandan gaz veren elle ayni anda onu saga itmek zorunda oldugunuz icin, gerektiginde on freni kullanabilmek icin hazir beklediginiz icin daha zordu. Ama kazin ayagi sokaga ciktiginiz zaman oyle degildi. Cunku bu kez yolun “kamber acisi” sizin lehinize calisiyor. Govdenizin karsidan gelen trafik seridine gecme tehlikesi de yok. Ayrica gitmekte olan yone bakmakta mesafe ve virajin gelecegi hakkinda tahminlerde bulunmak sag yanda bir suru referans cismi (kaldirim, agaclar, yayalar, telefon direkleri vb.) oldugu icin daha kolay.
Simdi biraz da hem sag hem sol virajda kullanabileceginiz bir puf noktasi vereyim. Surucunun bakis acisindan virajlarda yollar ilerde sifir olup bitiyormus gibi gorunur. Yukardaki basit cizimi bunun icin yaptim. Iste bu yollarin, cizgilerin birlestigi noktaya “ok ucu” diyoruz. Bu ok ucu yaricapi sabit bir virajda, hiziniz korudugunuz surece sizle aranizdaki mesafeyi korur. Viraj biterkende yokolur gider.
Eger bu ok ucu sizden hizla uzaklasiyorsa viraj yaricapi buyuyor, “viraj aciliyor” demektir. Eger size dogru yaklasiyorsa da tam tersi, viraj yaricapi daraliyor, viraj sertlesiyor-kapaniyor anlamina gelir. Herhangi bir viraji guvenle almanin baslica sartlarindan biri gozunuzu bu ok ucuna dikmeniz, onu hedeflemeniz, “genis gorus acinizla” da cevreyi taramanizdir.
Hic unutmayin, motor nereye bakarsaniz oraya gider. Ve bu ozelligi kendi avantajiniza kullanmasini bilin. Virajda hedefiniz “ok ucu” dur…Virajin CIKISI dir.
Yani simdi biraz da “Object Fixation Syndrom” – Hedefe Kitlenme Sendromu- ndan bahsetmem gerekiyor.
Ikinci dunya savasinda hava catismalarina katilan havacilarin baslica dertlerinden biri pilotlarin ates etmekte olduklari ucaktan gozlerini ayiramamasi ve gidip o ucaga yada ucusan enkazina carpmasiydi. Sonradan bu sendromun adi konulmus, ve avci ucagi egitiminde hedef vuruldugu anda pilotun gozlerini baska bir yere, tercihan kacis rotasina cevirmesi egitimi verilmeye baslanmistir.
Ayni dert biz motorcularin basinda da vardir. Yolun ortasinda bir cukur gorursunuz, gozunuzu ayirmazsaniz doogru bodoslama girersiniz icine. Yada daha tehlilkelisi, viraj alirken virajin icinde-karsisinda bir cisme-olaya gozunuz takilir…hatta soyle olur; hiziniz fazladir biraz, bu hizla viraji alamayacaginizi sanirsiniz/dusunursunuz bir an icin, panige kapilir ve carpmaniz muhtemel yere kitlenir gozleriniz. Ve motor hic sasmaksizin o kitlendiginiz yere gider.
Bu durumda ne yapmalisinz? Hemen basinizi /gozunuzu -tum varliginizi- kacis noktasina cevirin. Virajda iseniz ok ucuna. Degilseniz daha tehlikesiz baska bir referans noktasina, mesela o korkunc cukur yerine yanindaki daha kucuk/masum cukura yada sol ilerdeki sigara paketine vs. Kendinize her zaman guvenle kitleneceginiz hedefler bulun ve bunu motor surerken bir eglence haline getirin.
“Panik” bilgisizlik ve tecrubesizlik sonucu ortaya cikan bir yangindir. Pek cok nedeni vardir ve herseyi berbat eder. Iste hedefe kitlendiginizde yeni hedef secmek/ hedef degistirmek bu yangini sondurmek icin birebirdir. Bu bilgiyi tabii ki bisiklet, otomobil, jetski vb. Her aracta kullanabilirsiniz.
Bol virajli yollar dilerim…
|
|
|
|
10-10-2006, 04:54
|
#23
|
|
Misafir
|
Motosiklet teorisi #17, Çevrenin Tepkisi...
Once ustunden gecmek istedigim bir iki sey var, once onlari dile getireyim...
Bir; once ustad Cahit Sitki nin bu millete ettigini daha hic kimse etmemistir. Iste bu agzimdaki baklayi bir cikartayim dedim. Milletimizin yetistirdigi bu buyuk sair, Cumhuriyet doneminin acili buruk zor yillarinda yasamis, genc yasinda hastalanmis (verem), ve bu melankoli icinde 35 yas siirini yazmistir. Bu siir butun bu ruh hali dikkate alinmadan yillar ve yillar boyu okunmus dilden dile gezinmis veee akillarda kala kala "Yas 35 yolun yarisi eder" misrai kalmis, ve butun bir ulus (hani neredeyse) 35 yasin gercekten yolun yarisi olduguna inanmis ve inanmaktadir.
Bu durum buyuk sair in kendi sahsi saglik ve o donemin ruh hali ile ilgili olup BIZIMLE HICBIR ILGISI YOKTUR. Bana bir ornek teskil etmiyor.
Yani "30 yasima geldim, bu saatten sonra motosiklete binmeye baslarsam elalem ne der?" sorusunu kafanizdan silin.
Size yazdim, pek dindar biri degilimdir ama tanriya inanirim diye, sizde inanin ve OlUmu tanriya birakin. Yani nasil ki siz nasil, ne zaman ve hangi sartlar altinda, hangi gezegenin hangi koordinatinda dogacaginiza karar vermediyseniz, olumunuze de ayni sekilde karar verecek degilsiniz. Verimli, onurlu, durust bir hayat surdurmeye bakin. Tadini cikartin, dunyayi, hayati, insanlari sevin. Iyi titresimler yayin, iyi titresimlerin pesinde kosun.
"Ortayas krizi" olayina da deginelim...(toplayabilirsem sonunda helal olsun bana yani)
Nasilki, bebeklik, cocukluk, (bizde adi konmamis olan ) teenager (onlu yaslar), delikanlilik, ihtiyarlik vb. donemler ve bu doneme ozgu davranis, algilama bicimleri varsa 30-70 yas arasindada bir olgunluk donemi vardir ve BU BIR "KRIZ" DEGILDIR. Bir takim seylerin zamani gelmistir artik...zaten bu "zamaninin gelmis olmasi" durumu bu yukarda saydigim her doneme ozgu bir olgu degilmi? Kimisi 20 yillik karisini bir Rus dilberinin beyaz tenine degisir, kimisi 40 yillik ulkesini degistirir, Kimisi tutar bir tekne alip acik denizlere yelken basar, kimi de tutar bi motosiklet alir...Anliyormusunuz..."Bir seylerin zamani gelince" o seyler yapilir. Egitime baslanir, hacca gidilir, bekarete bir nokta konulur, sunnet olunur, evlenilir, yerimiz genclere terkedilir....icimizdeki, genlerimize yazili saati durduramazsiniz. Esas kriz onunla mucadeleye basladiginiz zaman ortaya cikar.
Biz bu dunyaya bir elimiz yagda bir elimiz balda yasamaya gelmedik...oyle olsaydi Ortaasyadaydik daha. Anamizin sicak evindeydik, yeni kitalar orda oyle kesfedilmeyi bekliyordu, aya gitmemistik, baska gezegenlere gidecek ilerki nesilleri hayal etmiyor, hayvan gudup, sebze yetistirip yuvarlanip gidiyorduk.
Kesfedilmeyi bekleyen koca bir kita var burnumuzun dibinde ki o bizim kendimiz, kendi benligimiz, kendi yetenegimizin limitleri. Urkutucu, cesaret isteyen bir arastirma gezisidir bu.
Boyle devam edersem hayatta bitiremeyecegim bu mevzuyu, o yuzden bizim dar motor alanina donelim diyorum...ama arkasina boyle bir fon cizmeden nasil anlatabilirdim ki...
Simdi, siz motor alip binmek, ogrenmek ISTIYORSANIZ eger, bunu yaparsiniz. Sizi kimse durduramaz. Kimseyi ikna etmeye gerek duymazsiniz. AMA siz kendinizden emin degilseniz, "yahu bu benim yiyecegim bir halta benzemiyor" duygusu icindeyseniz, iste o zaman cevrenin destegine ihtiyaciniz var demektir. Burada ben sidiye kadar "pek" kimseye motor konusunda cesaret verici, "haydi aslanlar yapin su isi, korkmayin bisey olmaz" filan diye bir sey yazmamama ragmen benim yazdiklarimi cesaret verici bulmanizin (en azindan bazilari tarafindan) nedeni bu iste. Bilgiye acsiniz-aciz, merak ettiginiz bir sey var, ayri bir dunyanin kapisi var onunuzde ama kapinin ardinda sizi neler bekliyor bilmiyorsunuz...ben ve benim gibi bazi bilgi paylasimindan yuksunmeyen insanlar, yazarlar bir takim ipuclari verebiliyoruz sadece, gerisi size kaliyor. Burada benden baskalari da var yardimi esirgemeyecek, yol gosterecek, benden cok daha bilgili-tecrubeliler var yolun(m)uza isik tutacak, yeter ki siz "yol" da ilerlemek isteyin. Bende yolun sonunda degilim...onumuzdeki gunler, yillar neler gosterecek bilmiyorum..benimde bilgiye, tecrubeye en az sizin kadar ihtiyacim var...ama gercek arayis budur zaten. Bitti, tamam, ogrendim, iste bu, diye birsey yoktur. Bu duygu tuzaktir, sinegin yapistigi "bal" dir...Ve TEHLIKELIDIR.
Siz hic acemi bir kayakcinin dusup kolunu bacagini kirdigini, ciddi bir kaza gecirdigini gordunuzmu? (istisnalar vardir muhakkak) Kayak kazalari her zaman bu isi dogru durust bir temele oturtmadan ogrenmis, "artik tamam biliyorum, kaptim bu isi" kanisi ile tepeden asagi kaptirip inenlerin, limitlerinden haberleri olmayanlarin basina gelir. Motorda da bu tamamen aynidir. (burada kaza geciren profesyonellerden bahsetmiyoruz, sebebi yarisma ortamidir. Simdilik konumuzun disi)
Isi biraz pratige dokelim...yazdiklarimi okuyun, tabii ki yetinmeyin, sorun, sadece bana degil...bu konularda kitaplar, dergiler var, elestirici-akilci gozlerle tarayin bunlari. Diyelim hic tecrubesiz, ama motora ilgili birisiniz...bir kursa yazilin. Iyi kotu bir motorla kurs alin, sonra ehliyet alin... Bu uzun bir yol, aceleye getirmeyin, once hafif, kullanmasi kolay bir motorla trafikten olabildigince uzak tecrube kazanmaya bakin. Ilk denemelere bir CBR la baslamanin intihardan farksiz oldugunu yazdim burada defalarca, bu hataya dusmeyin. Bugunun dunya sampiyonlarinin izledigi yol budur, baskalarinin tecrubelererinden yararlanmak, onlarin yaptigi hatalari tekrarlamamak insan beyninin yetenegidir. Bunu kullanin.
Iste bu saglam adimlar sizin ihtiyaciniz olan ozguveni saglayacak. Sonra gerisi kendiliginden gelecektir. Bunun yasla basla, coluk cocuga karismis olmanizla alakasi yok...kendinizle alakasi var. Sonra hedef te onemli...45 yasinda motora binip Marmara bolge sampiyonu olmak gibi bir hedef koymayin kendinize. Yetenek onemlidir, ama islenmemis yetenek hicbir ise yaramaz. Muthis bir muzik kulaginiz olabilir ama oturup bir enstruman ogrenmediyseniz vaktiyle, sadece kendinizi eyleyebilecek kadar faydalanabilirsiniz bundan. 5 yasindan basla***** gunde 4 saat piyano dersi almadiysaniz 35 yasinda resitale cikamazsiniz.
Motosiklet kendi limitlerinizi tanimak icin bir enstrumandir, limit ise esnek bir cizgi...koptugu yerde olumcul bir ucurumda bulursunuz kendinizi. Hamur acmak gibi...yavas yavas, yedire yedire, ama hep genisleterek...koparmadan, delmeden.
Iste bu yola girdiginizde cevreniz zaten sizi goruyor olacak, onlar da sizi destekleyecek. Aya giden astronotu, muthis bir sov yapan sirk cambazini, bir maraton kosucusunu, bir otomobil yariscisini desteklemiyormuyuz? Niye adam her an olebilir yahu ! Niye alkisliyoruz? Gareziniz mi var kardesim??? Niye daha hizli, niye daha yuksek, niye butun ulus ayaga kalkiyoruz halterci iki kilo daha fazal kaldirsin diye? Dusmanmiyiz bu adamlara? Bir sey olsa hosumuza mi gidecek? HAYIR!
Insanlik adina limitleri esnetiyorlar...kendileri adina...bizim adimiza...Sehirce, ulusca, insanlik olarak destek oluyoruz sirasinda, birakin akrabayi esi dostu...
Evet motosiklet tehlikelidir...bisiklet, ucak, otomobil, askerlik, paten, futbol, yuzuculuk, balikadamlik, karate, bugee jumping...n'apalim simdi yani?
|
|
|
|
10-10-2006, 05:07
|
#24
|
|
Misafir
|
Motosiklet teorisi #18, Yolda Yolculu Yolculuk...
"Evet sira yolculu motosiklet surusu teorisine geldi…Hani demistik ya..."motor tehlikeli ve keyiflidir ama grup surusu daha tehlikeli ve daha keyiflidir" gibi bir seydi...hah iste...bir yolcu ile seyahat en az grup surusu kadar tehlikeli ve onun kadar keyiflidir...hele hepsi yolculu bir grup gezisi tadindan yenmez dogrusu..
Yani yolculu geziyi siddetle tavsiye ederim ..emme velakin onceden yapilacak bircok sey var ki bu keyif burnunuzdan gelmesin...cunku yolcu ile motor kazasi tek basina olamaktan cok daha tahrip edicidir...hem sizi, hem cevrenizi...bir hata yaptiginiz ve yolcunuz olan sevgilinizin sakat kalmasina sebep oldugunuzu dusunun...bir an...tamam artik dusunmeyin, o kadar yeter.
Gelelim isin kitabina...once tabii sizin de tahmin edebileceginiz gibi, acemi birinin arkasina yolcu almasi dusunulemez. Once "solo" olarak yeterli tecrubeye kavusmali, "O" motorun butun inceliklerine, davranislarina vakif olmalisiniz. Virajlarda nasil, frenleri nasil, hizlanmasi nasil vs.
Kendinizi hazir hissetmiyorsaniz, hazir degilsiniz demektir.
Hic zorlamayin "sanslarinizi".
Diyelim hazirsiniz artik, bu buyuk keyfi paylasmak istiyorsunuz, pekala simdi kucuk bir gezi yapalim hep beraber.
-Bir Pazar sabahi gibi trafigin sakin oldugu, guzel bir gun secin.
- Esinize (bu "es" kelimesi surus esi anlaminda, arkadasiniz, kardesiniz de olabilir haliyle) kask, bir eldiven ve bir bot temin edin. Bir pantalon ve bir ruzgarlik (mont) giyiyor olmali. Kendi belinize biraz bolca bir kemer baglayin, ve siz de full aksesuar giyinin.
-Simdi burayi iyi dinleyin lutfen...
Amaciniz, ona motosikleti sevdirmek, sizin ne kadar "smooth" yumusacik ve sakin sakin, guven telkin eder bir sekilde motor kullandiginizi gostermektir. Motosikletin guzel guzel gezinti yapilabilecek, harika bir alet oldugunu gostermektir.
Yani kendinizden iyice emin olmalisiniz bu bir.
Yapilabilecek en buyuk hata esinizi korkutmak, hizli gitmek, sert fren yapmak, hizla kalkmak, tasitlarin arasina girip aralardan sivismak vs. dir. Bunlari yaparsaniz geri kalan omrunuzde (sayet yeni bir hayat arkadasi ise esiniz) yanliz bir surucu olarak kalacaksiniz demektir. Bir daha hic bir zaman sizinle gezmeye gelmeyecektir.
Yolcunun onunde tutunacagi saglam bir destek olmadigi gibi nereye gidildigi, ne zaman durulacagi, onde neler olup bittigi gibi bir fikri yoktur. Kendini tamamen size emanet etmistir...olayda "neredeyse" hicbir aktif rolu yoktur. En ufak bir urkuntu ona seyahati zehir edecek, "bir an once varcagimiz yere varsak ta kurtulsam" duygusu icinde yolunuza devam edeceksiniz.
Musteri memnuniyeti 1 numarali hedefimizdir arkadaslar..  Unutmayin, bu gunku yolcunuz yarinki motosikletli arkadasiniz da olabilecektir, ona bu olayi sevdirmek, yada gelecek omru boyunca nefret ettirmek tamamen sizin elinizdedir
Evet, simdi ona gerekli talimatlari verin, nelerle karsilasilabilir, ne yapmak lazim...buyrun...
- Ayaklarini basacagi yerleri ona tek tek gosterin.
-Tutunacagi yerleri tek tek gosterin, hic bir sekilde iki elini birden birakmayacak...hatirlatin. - Motor calismadan, vites 1 e alinmadan ve surucu "haydi bin" isareti vermeden yolcu motora binmeyecek, basinizla nasil isaret edeceginizi ona gosterin.
-Zincir. arka tekerlek, egzoz gibi tehlikeli yerlere ayagini sokmayacak...tek tek gosterin...egzozun ne oldugunu herkes biliyor zannetmeyin.
- O belinize biraz bolca bagladiginiz kemere tutunacak. Ilerde "buddy belt" denilen tutamaklardan alirsaniz rahat edersiniz. Vucudu size ne kadar yakin olursa o kadar guvenli bir surus saglanir.
-Yolda virajlari alirken motorun saga sola yatacagini, bunun tehlikeli bir sey olmadigini, sadece "relax" olmaya calismasini soyleyin.
-Frende agirliginin one kayacagini, bununla savasmamasini, butun agirliginin tum vuduyla size yuklenmesini beklediginizi, buna hazir oldugunuzu soyleyin.
-Yesil isikta, durustan kalkisa gecerken motorun hizlanacagini, duruslarda iki eliyle tutunuyor olmasinin onemli oldugunu soyleyin.
-Duruslarda ayaklarini hic bir sekilde yere indirmemesi gerektigini soyleyin. Ne zaman inilecegini yine isaretle ona anlatacaksiniz.
Inilecek yere gelinmis olsa dahi sizden isaret almadan yolcu inmemelidir. (Manevraniz bitmemis olabilir, arkadan araba geliyordur ve siz aynadan goruyorsunuzdur ama o gormuyor ve kasktan dolayi duymuyordur vs.)
Bu inis - binis isini motor calismaz durumda iken bir kac kez deneyin. Yolcu yuzu donuk olarak motora yanasir, sol elini surucunun omuzuna koyar, sol ayagini ayak destegine yerlestirir ve kendini bu tek ayak ustunde havaya kaldirirken agirligini biraz one verir. Surucuye asilmamasi lazimdir, yoksa ikiniz birden motoru sol yana devirirsiniz. Kotu bir tecrubedir.
Inerken de ayni hareket tersinden yapilacak haliyle. Yolcu sag ayagini basacagi yere onceden bakmalidir, muhakkak uyarin. Kaldirim, su izgarasi, bir tas parcasi, camur vs olabilir, duser, sizi de dusurur.
Surucu bu olay sirasinda ileri bakacak, relax olacak ve motoru saga sola yatirmayacak.
Nasil ki in-bin emrini surucu veriyorsa, dur kalk emirlerini de yolcu vermelidir. Bindikten sonra, "tamam hazirim gidelim" isaretini almadan harekete gecmeyin.
Yolda, yavas, dur vb. bir isaret aldiginizda ne deniyorsa yapin, yolcunun kafasini bozmayin...
Surus sirasinda konusmaya calismayin, bir iki belirlenmis isaret olsun aranizda, cok gerekiyorsa onlari kullanin. Konusmalar genellikle anlasilmaz, tartismalara, yanlis anlasilmalara, gerilim ve tatsizliga neden olur. Surucunun dikkati dagilir vs. (kac paralik dikkatiniz var? bosuna harcamayin)
Ilk surus kisa, trafikten uzak, en iyi bildiginiz rotada, elinizden geldigince GUZEL bir gezi olsun. Gittiginiz yerde durup bir seyler icebileceginiz bir cay bahcesi vb. bir yer olsun. Dag basina gidip, "ihi ihi...ni guzel diimi", deyip haldir huldur geri donmeyin. YANLIZ degisiniz. Unutmayin, O nun az once goze aldigi geziyi belki siz goze almayabilirdiniz.
Ilk bir iki gezinin bu sekilde ve basarili gectigini varsayarsak sira ciddi hazirliga, ve gezilere geldi demektir.
Giyim kusam...evet, sizin ustunuzde ne varsa onun da olmali, hatta daha iyisi olmalidir. VE her zaman giymelidir. Ayni sizin gibi.
”ALL THE GEAR ALL THE TIME" – “HER ZAMAN TAM KUSAM”, yani, full aksesuarini-koruyucularini her zaman giyecek, kullanacaksiniz.
Bir de artık ona virajlarda motor yattiginda relax olmanin yani sira "sizin baktiginiz tarafa" bakmasini ogretebilirsiniz. Bu kadari guvenli surus icin yeterlidir.
Su ilave bilgilerle bu gunku ahkami bitiriyorum...
- Eger motorunuzda yolcu selesi yoksa, yolcunuz da olmayacak demektir.
- Yolcu daima arkaniza biner. Onunuze cocuk falan almayi aklinizdan dahi gecirmeyin, cok COK tehlikelidir. - Lastik basinci ve suspansiyon ayarini degistirmeniz gerekebilir.
- Motor daha yavas hizlanir ve daha zor durur. Takip mesafeleriniz artirin, ve ozellile yokus asagi ve/ veya frende sirtiniza binecek yuke hazirlikli olun. Frenlerinizi iki defa kontrol etmelisiniz.
- Virajlarda "daha onceden ustalasmis oldugunuzu varsaydigim" kontra teknigini kullanin, ozellikle motoru asiri yatirmamaya gayret edin (yani hiza cok dikkat edin).
Haydi tatl geziler... 
|
|
|
|
10-10-2006, 05:14
|
#25
|
|
Misafir
|
Motosiklet Teorisi #19 . ELLER AYAKLAR VE ÖTESİ
Forumlardan, ve bizzat karsilastigim acmazlardan anladigim kadariyla motosiklette durus kadar makineyle fiziksel alis verisin temel noktalari olan eller ve ayaklarin konumu, durusu ve kullanimi ile ilgili bir tema incelememiz gerekiyor.
Gerci bir kac eski yazismada gecmisti ama burada olabildigince detayli olarak su gidon tutusu meselesine bir egilelim once.
Elcigi ayni otomobil direksiyonu zihniyetiyle tutarsiniz, yani ille herkese gore dogru bir yontem yoktur. Kimi 3u ceyrek gece tutar, kimi 10 u 10 gece gibi tutar vs. ana kural relaks ve size gore en rahat sekliyle tutmaktir. Boylece en guvenli tutus saglanabilir. Relaks olmayan ve konforsuz bir tutusla hic bir araca hakim olamazsiniz.
Daha once yazdigim bir tabiri tekrarlayacagim, gidonu daima "bir genc hanimin bilegi" gibi sIkmadan, kararli ve guvenli bir sekilde tutacaksiniz. Soyle yapin... Eliniz, omuzunuz relaks olsun, dirsekleriniz esnek ve kirilmamis olsun, elinizi yeterince ileri uzatip dort parmaginizla fren ve debriyaj levyelerini kavrayacak sekilde (kucuk parmagin ilk -tirnaga yakin olan- bogumu levyeye gelecek sekilde) elciklerin ustune koyun. Avucunuzun seklini bozmadan parmaklarinizla elcigi kavrayin. Iste tutus budur. Bu olay sirasinda siritirsaniz relaks tutus hakkinda dah iyi bir fikriniz olur. (ciddiyim)
Fren nasil sıkılır...fren dort parmakla "progresif" olarak, yani kararli ve gittikce artan bir basincla surekliligi bozulmaksizin yeterli sonuc alinincaya kadar sıkılır. Iki parmakla fren yapmak yaris teknigidir, cunku yarislarda motosikleti durdurmak soz konusu degildir. Ileri duzeyde suruculer "durma"soz konusu olmayan frenlemelerde kullanabilir tabiiki, bu "ileri duzey" den kastim "ne zaman iki ne zaman dort parmak kullanilacagi hakkinda sasmaz bir tecrubeye sahip" duzeydir. Ve bu ileri duzeyde suruculer ozellikle dusuk hizlarda durmak gerektiginde daima dort parmakla fren yapar, cunku "precise" hassas frenleme ancak ve ancak kucuk parmak ve yuzuk parmagi ile saglanir ve neydi...ayni anda otomatik olarak motor gaz keser.
Debryaj nasil sıkılır...Bir defada tamami dort parmakla.
Motorsuz bir deney…
Sag elinizin gerdirerek acin. Sag basparmak “elcik”, isaret parmagi da “debriyaj kolu” dur. Simdi sol elinizle sag basparmaginizi kavrayin. Farzedin ki elcigi tutuyorsunuz, simdi ayni debriyaji sıkar gibi gibi sag isaret parmaginizi dort parmaginizla cekin…sag basparmaginizi kirmayin. Debriyajin tamamini bir defada sıkın. Zaten dogal olarak oyle calistigini goreceksiniz.
Ayaklara gelelim.
Once Turkcede karsiligi olmayan bir bolgeden bahsedecegiz, bu bolgeye Ingilizcada “Football” – “Ball of the Foot” yani “Ayak Topu” deniliyor. Ayak tabaninda, parmaklarin, ozellikle basparmagin ayaga baglandigi yerde bir yari kuresel cikinti vardir. Bu bolgeye “ayak topu” diyecegim.
Bunu en iyi bisikletciler anlar, ozellikle yaris bisikletlerinde “kalpiye” denilen bagciklar pedala baglandiginda ayak pedala bu bolge ile basar. Ozel bisiklet ayakkabilarinda da pedal kilidi ayagin bu bolgesine denk gelecek sekilde ayarlanmistir.
Iste motor surerken “peg” lere (ayak basilan yerler) ayaginizin bu noktasi ile basacaksiniz (cruiser / chopper kullananlar istedikleri gibi basabilir, bu tur motorlarda ayagin fonksiyonu motorun surus mekanigini etkilemez).
Yani motor surerken bisiklette tup gaz tasiyan bakkal ciraklari gibi ayaginizin ortasiyla basmaycaksiniz peglere, hele ayak burunlarini disariya acmayi aklinizdan bile gecirmeyin.
Niye?
Cunku viraj tekniklerinde bir ileri asamaya geciyoruz da ondan. Buradan sonrasini kontra teknigini bilmeyen, kullanmayan hic okumasin. Ve hemen deneye gecelim…
Oturdugunuz yerde, simdi, ayaginizin tabanini yere basin ve dizinizi yukseltmeye calisin…tabiiki mumkun degildir. Iste bu ayak ayni tabanin ortasiyla peg e basiyor gibidir. Pekala, peg e bastiginizda dizinizi bir iki cm kaldirabileceginizi kabul ediyorum, ama bu hic bir ise yaramaz.
Simdi, ayak topunuzu (dikkat “topuk” degil) yerden ayirmadan dizinizi yukseltin…Diz en az 7-8 cm yukselir ki iste bu bize lazim olacak.
Soyle, diyelim sol virajdasiniz, sol elinizi ittiniz ve kontra ile viraja girdiniz, hizinizi bin kere soylememe ragmen ayarlayamadiniz J ve yeterli yatis acisini yakalayamiyorsunuz…sag dizinizi kaldirin ve tanki dizinizle sola itimeye baslayin. Kalcanizdan dizinize giden dogrultu virajin cikisini gosterecek sekilde…fazla degil.
Iste size kontra tekniginizi destekleyecek, asiri hizla viraja girdiginizde biraz daha az ter fiskirmasini saglayacak bir teknik. Unutmayin bu yanliz basina kullanilmaz, sadece kontrayi olagan ustu durumlarda desteklemek icin.
Bir destek daha var, ki o da agirliginizi ayni anda sol peg e vermek. Ve bunlari yapabilmek icin peglere ayak “top”unuzla (TOPUK DEGIL) basiyor olmaniz gerekiyor.
Bu durusun bir diger avantaji, herhangi bir sebeple panige kapilirsaniz virajda araka frene basmak gibi son derece tehlikeli bir hareketten sizi alikoymasidir. Normal suruste ise sag yada sol ayagin fren yada vites levyelerine gidip gelmesi son derece kolaydir. Aliskanlik edinmeye bakin.
Peglere ayak “top”u ile basmanin bir baska ve onemli nedeni daha var ki bunu da ozellikle enduro ve kros tarzi suruste kullaniyoruz. Yolunuzda bir kasisle. yukselti veya cukur, motorun suspansiyonuna vucudunuzla yardim etmeniz gerekir ve bunu da peglerde ayaga kalkarak yaparsiniz. Birinci dikkat edilmesi gereken sel diz ve dirseklerin hafif bukuk olmasidir ki enerjiyi yutabilsinler. Ve esas enerji yutacak olan organ ise ayak bilekleri ve bilek diz arasindaki genis kastir ki bunu da ancak peglere ayak topu ile basiyorsaniz yapabilirsiniz. Komputerin basindan ayaga kalkip bir kac kez ayak topunuzun ustunde, topugunuzu yere degdirip kaldirarak denerseniz bu kasin nasil bir islevi oldugunu kolayca gorursunuz. Ayagin ortasi ile basarsaniz bu kasi kullanamazsiniz.
Cogu motosikletcinin basina dert olan karpal tunel sendromunun baslica nedeni sizin yanlis dizayn edilmis olmaniz degil, vucudunuzu dogasina aykiri seylere zorlamanizdir. Relaks, naturel olmaya bakin. Yine tekrar...Motosiklet boynuzlarindan tutup zaptetmeye calistiginiz bir boga degil...tamamen teknik isidir.
|
|
|
|
10-10-2006, 05:20
|
#26
|
|
Misafir
|
Motosiklet Teorisi #20, Yağmurda Sürüş...
Yağmurda sürüş doğayla içiçe olan biz motorcuların başlıca sorunlarından biri. Yağmurda görüş mesafemiz daralır, otomobillerdeki avantajmız “sileceği”nden yoksun olmamız büyük bir eksikliğe dönüşür, yollar kayganlaşır, yayalar dikatsizleşir, günlük güneşlik havada dahi “görünmez” olan bizler hepten kayboluruz diğer araçların buğulu cam ve ıslak aynalarında…ayrıca diğer araç sürücüleri bu tip havalarda motosiklet sürücülerini etraflarında görmeyi de beklemezler.
Yağmurda sürüş için önce biz hazırlıklı olmalıyız bu şartlara biraz. Motosikletler yağışta kuru havaya gore daha fazla arıza yapar. Su hava basıncıyla bütün elektrik devrelerinin derinliklerine kadar girebilir, “aman basınçlı suyla motosiklet yıkamayın” diye öğütte bulunan bütün arkadaşlarınızın tavsiyeleri boşa gider ister istemez. Yani motorun tüm su geçirmez noktalarının gerçekten öyle olması gerekiyor.
Yağmurda sürüş için motosikletin ön camı olmalı, ve bu turing tipi olmalı, lastikler bakımlı, taze, diş derinlikleri yeterli olmalıdır. Sürüşten once tüm stop, sinyal ve farlarının gerektiği gibi çalışır durumda olduğunu kontrol etmelisiniz ayrıca.
Motor hazırsa sıra size geliyor… Bir yağmurluğunuzun olması ve çizmelerinizin su geçirmez olması şart tabii...yağmur mevsiminde bunları motorda bulundurmakta ve yağışı gördüğünüzde ıslanmadan evvel giymenizde fayda var. Tam kapalı bir kaskınız olmalı ve eldivenlerinde başparmak dışı yada işaret parmağı iç kısmının süet olması lazim ki vizorünüzü silebilesiniz. Kaskın havalandırması da önemli, yağış sırasında sıcaklık düşer ve vizör kolayca buğulanır. İşin aksi tarafı kaskın tepe hava kanalını kapatmanız gerekir, çünkü oradan içeri su dolar ve kaskın içi sırılsıklam oluverir hemen ki bu buğulanmayı daha da artırır.
Elleriniz için şayet su geçirmez eldiveniniz yoksa büyük boy bir çift bulaşık eldiveni bulundurup bunu normal eldiveninizin üstüne giyebilirsiniz, eldiven yenlerini ceketin/ varsa yağmurluğun üstüne çıkartin ki kollarınızdan içeri su yürümesin. Ancak bu plastık eldiven vizörü silmenizi zorlaştıracaktır.
Vizörde ve otomobil ön camlarında su tutmaması için kullanılan sprey mamuller vardir, bunlardan kullanabilirsiniz. Bunlar akrilik vizöre herhangi bir zarar vermeyecektir ama yinede kutuların üstünü okumak iyi bir alışkanlıktır.
Sıra sürüşe geliyor…Önce “uzun” farınızı yakarak işe başlayın.
Yağmur yağmaya başladıktan bir kaç saat sonra sorun değil ama, ilk yağış anında yoldaki bütün kil, çamur, yağ, pislik, antifriz, yakit artıklari vb. yüzeye çıkar ve yüzey özellikle trafigi ağir yollarda çok kaygan olur.
Fren ve gazı daha pürüzsüz, yumuşak kullanmanız gerekiyor.
Takip mesafelerini artirmak lazim...zaten öndeki araçlarin püskürttuğü su ve çamurdan da uzaklaşmak için bu şart. Araçlari sollamaya pek meraklı olmayın, hele kamyon,TIR gibi büyük tekerlekli araçlar bir iki dakika süresınce bütün görüşünüzü kaybettirecek kadar çok su püskürtür yanlardan ki o sirada yagmur yağmiyor dahi olabilir...yoldaki su yeter buna…
Yağmurda metal yüzeyler (menhol kapakları, ızgaralar, tren/tramvay rayları, köprü genleşme ızgaraları vb) son derece kayganlaşır. Plastik kaplı/boyalı (yaya geçidi çizgileri/ yol cizgileri vs.) kayganlaşır.
"Gözünüzle" kullanmaya calışacaksınız yağışta. Motorun baktığınız yere gitmekte olduğunu düşünün sürekli. Hızınızı virajlarda fazla yatmaya gerek kalmayacak şekilde ayarlamayı unutmayın.
Su birikintisinden gecerseniz “aquaplaning” e karsi hazirlikli olun ama unutmayın ki yağis sirasinda yolda özellikle drenaj da yeterli degilse her zaman bir iki mm, yada daha fazla "su filmi" bulunur ve bu da aquaplaning denilen olaya yol açabilir. Yani illa "birikinti" olmasi gerekmez. “Aquaplaning” tekerleklerin altından kaçama***** sıkışan suyun aracı yoldan kaldırması – kesmesi şeklinde özetlenebilir ve çok tehlikelidir. Böyle bir şey başınıza gelirse yapılabilecek şeyler çok kısıtlıdır, belki hafifçe gaz kesebilirsiniz o kadar, gözünüzü karşıdan ayırmayın. Fren, vites, gaz ve gidonla oynamayın, gidonu gayet relaks tutmaya ve elinizden geldigince relaks olmaya, yapabiliyorsaniz sırıtmaya çalışın...Bu durumda motorun bir yada iki tekerleği birden yerden kesilmiştir, düz bir doğrultuda gitmiyorsanız düşersiniz. Yani virajlarda su birikintisine girilmeyecek...yani gördüğünüz kadar gitmeye çok daha fazla dikkat edeceksiniz. Aquaplaning genellikle arka tekerlekte çekiş kaybıyla ortaya çıkar ve bunu “motorun devrinin artması ama hızınızın değişmemesi” şeklinde algılarsınız. Motor bu durumda yatmaya başlarsa yapabileceğiniz tek şey yumuşak ve soğukkanlı bir kontra tekniği ile düzeltmek olabilir.
Gece ve yağmurda sürüşü kesinlikle tavsiye etmem.
Zaten dediğim gibi görünmüyoruz, bu şartlarda hiçkimsenin sizi görmekte olduğunu varsayamazsınız. Bir de asfaltın rengi simsiyah olur, ve yol çizgilerinin görünüşü de oldukça zayıflar…Çukur, engebe, su birkintisi gibi tehlikeler tamamen görünmez hale gelir. Vizorünüzdeki su damlacıklarının ışığı dağıtması nedeniyle karşıdan gelen araçların farları görüşünüzü tamamen engeller. Cok risklidir ve gereği ne olursa olsun bu riski almaya değmez.
Kritik - kilit kelimeler...
"smooth" (düzgün-pürüzsüz-yumuşak-ani olmayan)
"gözlerle kullanmak"
"gördüğün kadar gitmek"
"uygun takip mesafesi"
"gece ve yağmur....sakın ha!"
ve tabii
"HER zaman TAM kuşam"
|
|
|
|
10-10-2006, 05:24
|
#27
|
|
Misafir
|
Motosiklet Teorisi #21 RISK YONETIMI…
Tamamen risksiz motosiklet surmek mumkunmudur? HAYIR! Pekala, amacimiz mademki keyifli, saglikli, bilincli motosiklet kullanimi o halde hedefimiz guvenli, sorumlululuguna vakif bir surucu olarak kendimizi egitmek ve karsilasabilecegimiz riskleri kontrol altinda tutmak, hatta dusurmek.
Riski elimizin altinda, mumkun oldugunca kendi kontrolumuz icinde tutabilme basarisi icin once “risk” in ne-neler oldugunu anlamak zorundayiz.
Bizim icin “Risk”; yaralanma, hasar olusumu yada topyekun mal ve/veya can kaybi sansi veya olasiligidir.
Motosiklet surdugumuz surece (yada dikis dikerken, ava ciktiginizda, ogle yemegi yerken, hatta uyurken kisaca ne yapiyor olursak olalim) bir miktar risk her zaman alirsiniz.
Cevrede, ortaminizda herzaman arzu edilmeyen, zarar verebilecek birseyler gelismesi sansi vardir. Ve bu olay cevre sartlariyla birlikte surekli gelismekte, degismektedir. Eger bir tehlikeyi gozden kacirir, yada tehlike olarak tanimlayamazsaniz risk duzeyi yukselir ve kendinizi gercek tehlikenin tam gobeginde caresiz buluverirsiniz.
Bazi aktivitelerde risk duzeyinin yuksek oldugu zaten bilinir, ornegin parasutle atlama, bugee jumping, dagcilik gibi…bu aktivitelere katilanlar risk duzeyini dusurmek, kontrol altinda tutmak icin koklu onlemler alir ve disiplinli bir sekilde uygular. Egitim gorur, kendini egitir, yetenek ve fiziksel sinirlarini sonuna kadar zorlamaz. Teskilati, takimi, giyimi, kusami her zaman tamdir. Kendisi ruhen ve fiziksel olarak bu aktiviteye hazirdir. Iste motosiklet surucusu olarak icine daldigimiz ortam, trafik, ve motosiklet surusu bu turden bir aktivitedir.
Riski kontrol altinda tutabilmenin baslica yolu onu surekli analiz edebiliyor olmaktir. “Ongoreceksiniz”…bu sartlar altinda ne gibi bir risk olusabilir? Ve bu riski dusurmek icin benim seceneklerim nelerdir.
Bu, motosiklete bineceginiz gunku hazirliklarla baslar, surus boyunca, gun boyunca riskleri tanimlamak ve elimine etmekle surer. Zihinsel olarak, en kotu senaryoya kendinizi alistirin ve bu senaryodaki sonucu olumlu yolda degistirecek etmenlerdeki rolunuzu buyutmeye bakin.
Riskin paylasimi hakkinda da birseyler ekleyecegim…Evet risk paylasilir. Siz herhangi bir risk aldiginizda cevreyle bu riski bir oranda paylasirsiniz. Toplum buna izin verir, yada bazi hallerde vermez. Ornegin sigara icmek riskli bir aktivite…kanser, kalp hastaliklari, hatta en basitinden sacimiza sinen kokusu vs. baslica bildik riskleri bu kotu aliskanligin ve bu riski goze alarak iciyor tiryakiler sigarayi. Toplum bu riski paylasmaya izin vermez, yada soyle diyelim. Bu riski baskalariyla paylasmaya hakkimiz yoktur.
Bir arac kullanmak ta beraberinde riskler getirir, ve toplum bunu sizinle paylasir. Kaldirimda yuruyen her yaya, yoldan gecmekte olan her aracla, tepesinden gecmekte olan her ucakla belli bir risk paylasmaktadir. Yine benzeri sekilde yuksek duzeyde bir riski goze alarak bunu baskalariyla paylasmaya hakkimiz yoktur. Yuksek hiz, alkollu arac kullanma bunun sivri orneklerinden…Ya bilincsiz, bilgisiz, yada kendi yetenek ve fiziksel sinirlarini zorlayan surucu? Aldigi riskin yuksekliginin farkindami? Baskalariyla paylasmaya hakki varmi?
Risk duzeyini degistirmek, kendimiz ve o riski paylasanlar adina dusurmek bizim elimizdedir. Eger bunu yapamiyorsak motora atlayip kendimizi “kara talih”in kucagina atiyoruz demektir ki “bilinc”iniz bununla mucadele etmek ve kazanmak zorunda.
Yukarda “risk”in ne oldugu, nasil paylasildigi mezuuna deginmistik…simdi de trafikte biz motorcularin karsilastigi riskleri nasil kontrol altinda tutabileceklerine yogunlasalim. Once iyi bir gorsel bilgi derleme uzerine calisalim diyorum.
Amerikan Motosiklet Guvenlik Vakfi der ki “savunma hattinin en onundeki askerlerimiz gozlerimizdir”. Evet sadece gormek savunma icin yeterli degildir ama komputerimize giden primer data akimi gozler yoluyla elde edilir. Bir motosiklet seyahatinden aldigimiz baslica etkilenim gorseldir. Gorme merkezi bu bilgileri alir ve egitimli bir beyin bu bilgiyi isler. Ne kadar iyi egitilmisse o kadar iyi isler tabii ki. Cevrede ne olup bitiyor, yaklasan aracin hizi, kenarda top oynayan cocuklarin yonu, parketmis arac yola cikmaya hazirlaniyormu vs.
ABD de Ohio Universitesi surus sirasinda goz hareketlerini takip eden bir arac gelistirmis ve bununla detayli incelemeler yapmis…bu cihaz surucunun yolda nereye baktigini, nelere odaklandigini kaydediyor. Deneyler sonucunda tecrubesiz suruculerin gozlerini cok az hareket ettirdikleri ve risk duzeyi dusuk, luzumsuz ayrintilara uzun sure odaklandiklarini saptamislar. Tecrubeli ve iyi suruculerin ise genelde gidilen yone odaklanmakla beraber risk olusturabilecek cisim ve olaylara yeterli zaman ayirdiklari gorulmus.
Demekki iyi goz aliskanliklari edinmek gerekiyor once…bunun icin baslica uc ana tema vardir.
1- Gitmek istedigin yone konsantre olun ve cevrenizdeki tarfigin hareketi ile beraber herzaman yeterli mesafeleri koruyun.
2- Mumkun oldugunca uzagi gorebilecek sekilde basinizi dik tutun.
3 - Gozlerinizi hareket etmeye zorlayin ve siklikla aynalara, saga sola kisa araliklarla kaydirarak cevrede ne olup bittigini surekli takip edin.
Bu hizli hareketler saniyenin onda biri / ucte biri hizinda ani odaklanmalar seklinde olmali ve genis gorus acisini hic kaybetmeden esas bakis noktaniz daima ileri, hedeflediginiz yon olmali.
Fiziksel sinirlar her zaman bu gorsel veri akimini engeller. Baslicalari uykusuzluk ve/veya yorgunluk, ki gozler ve bakis, basin durusu “duser”. Daha yakina ve yolun sagina konsantre olmaya baslarsiniz…digeri de alkol yada baska uyusturucu etkisi olan kimyasallar (agri kesiciler, soguk alginligi ilaclari vb.). bu durumda bakis ileri odaklanir ve goz hareketleri neredeyse sifira iner. Kaza kayitlari motosiklet kazalarinin %50sinde alkol vb. Uyusturucularin etkisini gostermektedir. Gorus potansiyel tehlikeyi gorustur. Ne kadar iyi gorurseniz o kadar az risk alirsiniz. Ne kadar az gorurseniz onun karesi kadar yuksek risk alirsiniz. Risk duzeyini kontrol altinda tutmanin en kestirme yolu bu bilinci kazanmak…
Gorus kabul edilebilir sinirlarin altina dustugunde motosikleti hic surmemek en dogru secimdir. Ornegin karanlik basti, yagis var…bir motele girmek icin bir saniye bile tereddut etmeyin. Bulabileceginiz en pahali otel bile hastahanede gecirebileceginiz haftalarca suerbilecek aci bir tecrubeden kiyaslanamayacak kadar ucuzdur. En ucuz, pis ve boceklerle dolu bir otel bile daha iyidir bir kaza gecirme riskini goze almaktan.
Unutmayin morglar ve hastahane koguslari “bi sey olmas abi yea” diyen binlerce cahil cuhela ile dolu…onlara katilmayin. Ve su veciz Murphy kanununu hic bir zaman aklinizdan eksik etmeyin “Kotu bir sey olma ihtimali varsa olur”…ihtimalleri-riskleri kontrol etmek, sifira dusurmek elimizde degil biliyorum, ama duzeyini dusurmek elimizde.
|
|
|
|
10-10-2006, 05:30
|
#28
|
|
Misafir
|
Ellerine,-Bilgi ve tecrübene,Aklına,Motosiklet aşkına,Paylaşımcı ruhuna-sağlık DONALD DUCK!!!
-Kaskin içinde kendi kendine "relaks-relaks-relaks..."diye konuş...
-"sırıt"....
-"gidonu bir hanımın bileği gibi" tut...
-Başını "yüksek" tut...
"Ileri" bak, taaa gorebildiğin kadar ileri...
-Duruşunu gozden geçir...
"ayak TOPundamısın?, dizler-dirsekler hafif kırıkmı? , omuzlar gevsekmi?
-"chiken wings" yapabiliyormusun? (*)
-Yağmurda-karda gider gibi "gozlerinle" kullan
-Durum ciddi ise peglerde ayağa kalk, dizler ve dirsekler yine hafif kırık ve ayak TOPundasınız.
|
|
|
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
WEZ Format +3. Şuan Saat: 09:12.
|
|